Bizi takip edin

Haberler

LinkedIn’de Yaygınlaşan Oltalama Tehlikesi

tarihinde yayımlandı

Siber korsanlar artık oltalama girişimlerini yalnızca e-posta kanalıyla sınırlamıyor. Günümüzde oltalama saldırılarının üçte biri e-posta dışındaki sosyal medya platformları, arama motorları ve mesajlaşma uygulamaları gibi alternatif kanallar üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu kanallar arasında ise özellikle LinkedIn son dönemde siber saldırganlar için bir fırsat alanına dönüşmüş durumda.

LinkedIn’in iş dünyasına yönelik konumu, kullanıcılar tarafından güvenilir bir platform olarak algılanmasını sağlıyor. Profesyonel profillerden gelen mesajlara duyulan güven, uygulama içi mesajların güvenlik ekiplerince taranamaması veya engellenememesi ve çok sayıda hesabın hala çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) olmadan kullanılması, saldırganlara özgür bir hareket alanı sağlıyor. Bu durum kullanıcıları LinkedIn üzerinden yürütülen oltalama saldırılarına karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Her ne kadar kişisel bir uygulama olarak görülse de LinkedIn, iş amaçlı yoğun şekilde kullanılan bir platform ve çoğu çalışan tarafından kurumsal cihazlar üzerinden erişiliyor. Buna karşın kuruluşların çalışanlarının LinkedIn mesajlarına ilişkin görünürlüğü veya kontrol mekanizması neredeyse yok denecek kadar az. Özellikle Microsoft ve Google gibi kritik kurumsal hesapların hedef alınması riski daha da artırıyor.

Son dönemde yayınlanan raporlar, LinkedIn üzerinden yürütülen oltalama saldırılarında belirgin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Saldırganlar platformdaki güven ortamını kötüye kullanarak sahte iş teklifleri, yatırım fırsatları veya kurumsal bildirimler üzerinden kimlik bilgisi toplamaya çalışıyor. Araştırmalar kullanıcıların LinkedIn mesajlarıyla meşru Google veya Microsoft oturum açma sayfalarını taklit eden sahte sitelere yönlendirildiğini de gösteriyor. Bu nedenle LinkedIn tabanlı oltalama saldırıları, kurumların artık mutlaka hazırlıklı olması gereken kritik bir tehdit haline geldi.

Bu kanalların zayıf noktası, kullanıcı davranışına aşırı bağımlı olmalarıdır. E-posta güvenliğinde gelişmiş filtreler zararlı içerikleri tespit edebilirken, LinkedIn gibi platformlarda benzer denetim mekanizmaları bulunmuyor. Kullanıcılar profesyonel amaçlarla bu platformları sıkça kullandıkları için mesajlara daha hızlı ve daha az şüpheyle yaklaşma eğiliminde. Özellikle mesaj güven duyulan mevcut bir bağlantıdan geliyor gibi görünüyorsa, şüphe seviyesi ciddi ölçüde azalıyor. Saldırganlar da tam olarak bu doğal güveni istismar ediyor.

Hesap ele geçirmelerinin yaygın olması tehdidi daha da büyütüyor. Son saldırılarda ele geçirilen kimlik bilgilerinin önemli bir kısmının sosyal medya hesaplarına ait olması, bu platformlarda MFA kullanımının düşük olmasının doğrudan bir sonucudur. Ele geçirilen bir LinkedIn hesabı, saldırgana o kişinin tüm bağlantı ağına erişim olanağı sunarak saldırının inandırıcılığını katlanarak artırıyor.

Saldırganların hedef seçimi de oldukça stratejik. LinkedIn platformunda kullanıcıların unvanları, sorumlulukları ve organizasyon içindeki rolleri açıkça gösterildiğinden, kritik erişimlere sahip çalışanlar kolayca tespit edilebiliyor. Özellikle üst düzey yöneticiler, yoğunlukları ve dış iletişime daha açık olmaları nedeniyle daha yüksek risk altında.

Hedef profiller yalnızca üst düzey yöneticilerle sınırlı değil. Saldırganlar LinkedIn üzerinde finans, insan kaynakları, satın alma veya bilgi teknolojileri gibi kritik operasyonları yöneten çalışanları da kolayca belirleyebiliyor. Örneğin muhasebe veya finans çalışanı “acil ödeme talebi” içeren sahte bir kurumsal bildirimle kandırılabilirken, IT çalışanlarına “zorunlu güvenlik güncellemesi” adı altında zararlı bağlantılar gönderilebiliyor. İş arayışındaki bir kullanıcıya da prestijli bir şirkette “acil” veya “yüksek maaşlı” bir pozisyon için sahte iş teklifi gönderilebiliyor.

Tüm bu nedenlerle kurumların yalnızca e-posta güvenliğine güvenmesi artık mümkün değil. Kullanıcıların LinkedIn gibi kurumsal olmayan platformlarda karşılaşabilecekleri tehditlere yönelik farkındalığının artırılması, şüpheli içerikleri hızla tespit edip raporlayabilmelerini sağlamak açısından kritik öneme sahip. Buna ek olarak kimlik güvenliği, MFA zorunluluğu, cihaz güvenliği ve tarayıcı profillerinin ayrıştırılması gibi önlemler, sosyal medya üzerinden başlayan saldırıların kurumsal sisteme sıçramasını büyük ölçüde engelleyebilir.

Okumaya Devam Et