Bizi takip edin

Haberler

2026’ya Girerken Dijital Dolandırıcılığın Evrimi

tarihinde yayımlandı

2026’ya girerken dijital dolandırıcılık ekosistemi, tekil bir tehditten ziyade, dolandırıcılığın nasıl gerçekleştirildiğini ve nasıl tespit edildiğini kökten dönüştüren bir dizi unsurun kesişimiyle tanımlanmaktadır. Kart dolandırıcılığı, hesabı ele geçirme, ödeme dolandırıcılıkları veya telekomünikasyon suistimalleri gibi geçmişte ayrı ayrı ele alınan risk alanları artık birbirinden bağımsız değildir. Dolandırıcılık otomasyona dayalı ve doğası gereği çok kanallı bir yapıya evrilmiş, kimlik sistemleri, ödeme altyapıları, iletişim ağları ve kurumlar arasındaki boşlukları sistematik biçimde hedef almaya başlamıştır.

Bu dönüşümün en kritik unsurlarından biri geleneksel kimlik doğrulama yöntemlerine duyulan güvenin ciddi biçimde zayıflamasıdır. Sahte kimlikler, yapay zeka ile oluşturulmuş profiller, deepfake teknolojileri ve biyometrik sahtecilikler, tek seferlik doğrulama kontrollerini giderek daha kolay aşabilmektedir. 2026 itibarıyla kimlik, bir kez doğrulanıp uzun vadeli güven inşa edilecek statik bir unsur olmaktan çıkmaktadır. Kurumların artık kimliklerin de manipüle edilebilir olduğunu varsayarak, müşterilerine yönelik davranışsal analiz, cihaz profilleme ve bağlamsal risk değerlendirmesine dayalı sürekli kimlik doğrulama yaklaşımlarını benimsemesi gerekmektedir. Hesabı ele geçirme, SIM aktarma, oltalama ve zararlı yazılımlar ile birleştiğinde, bu tehdit hala en yıkıcı risk alanlarından biri olmaya devam etmektedir.

Öte yandan anlık ödemeler, mobil cüzdanlar ve 7/24 dijital bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşması, karar verme sürelerini dramatik biçimde kısaltmıştır. Dolandırıcılık artık işlemin gerçekleştiği hızda ortaya çıkmakta, manuel inceleme ya da işlem sonrası müdahale için neredeyse hiç zaman bırakmamaktadır. Saldırganlar bu boşluğu para katırları (money mule), otomasyon ve sınır ötesi transfer mekanizmaları aracılığıyla istismar etmektedir. Bu nedenle 2026’da dolandırıcılıkla mücadele kural bazlı ve reaktif kontrollerden uzaklaşıp, gerçek zamanlı risk skorlama, otomatik önlemler ve uçtan uca işlem izleme yaklaşımlarına evrilmek zorundadır.

Yapay zeka ve otomasyon tehditleri daha da karmaşık hale getirmektedir. Dolandırıcılık aktörleri sistemleri sürekli test eden, meşru kullanıcı davranışlarını taklit eden ve engellendikçe kendini uyarlayan botlar ile otonom saldırı ağlarından yararlanmaktadır. Bu durum müşteri kabul, hesap ele geçirme ve ödeme suistimallerinin çok adımlı ve çok kanallı saldırı zincirleri halinde gerçekleşmesine imkan tanımaktadır. Statik kurallar bu hız ve adaptasyon kapasitesi karşısında yetersiz kalırken davranışsal analitikler, anomali tespiti ve sürekli güncellenen modeller vazgeçilmez hale gelmektedir.

Telekomünikasyon ağları ve dijital iletişim kanalları da dolandırıcılık riskinin merkezine yerleşmiştir. SMS, sesli arama ve telefon numarasına dayalı doğrulama yöntemleri, SIM aktarma, arama yönlendirme ve sahte baz istasyonları gibi tekniklerle istismar edilebilmektedir. “Nesnelerin interneti” cihazlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, güvensiz uç noktalar ve geniş ölçekli bot aktiviteleri bu risk yüzeyini daha da büyütmektedir. 2026’da etkili bir dolandırıcılıkla mücadele stratejisi yalnızca finansal kontrolleri değil, telekom istihbaratı ve ağ seviyesinde izleme kabiliyetlerini de kapsamak zorundadır.

Para katırı ağları ise giderek daha dağınık, esnek ve karmaşık bir yapı sergilemektedir. Müşteri farkındalığı, hesap yaşı, kullanılan ödeme yöntemleri ve kripto varlıkların yaygınlaşması bu faaliyetlerin farklı formlarda ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Finansal kuruluşlar artık yalnızca bu ağları tespit etmekle yetinmemekte, akışları aktif biçimde kesmeye ve müdahale etmeye odaklanmaktadır. Bu yaklaşım ise ileri analitiklerin yanı sıra hukuki, operasyonel ve uyum süreçlerinin entegre şekilde yönetilmesini gerektirmektedir.

2026’yı tanımlayan temel gerçek dolandırıcılığın artık izole biçimde yönetilemeyeceğini göstermekte ve çok kanallı risk modelleri, istihbarat paylaşımları ve kurumlar arası iş birlikleri bu bağlamda vazgeçilmez hale gelmektedir. Kimlik, ödeme, iletişim ve davranışsal verileri tekil ve tutarlı karar sistemlerinde birleştirebilmek kritik olacaktır. Dolandırıcılıkla mücadele reaktif bir kontrol fonksiyonu olmaktan çıkarak, hız, güven ve sürdürülebilir dijital büyümeyi mümkün kılan stratejik bir yetkinliğe dönüşmektedir.

Okumaya Devam Et